Unnado’da kaçırılmayacak Doula hizmeti Kampanyası

Harika, güzel kaçırılmayacak bir fırsatı size bildirmek isterim.

Unnado, bildiğiniz üzere bir anne, bebek ve çocuklara özel bir alışveriş sitesi. Çok güzel ve geniş bir ürün yelpazesi var.

2 Ekim tarihinde burada çok güzel bir kampanya ile karşılaşacaksınız. İşte detayı:

40 TL değerinde alacağınız indirim kuponu ile, Doulannesra’ dan Doula- Doğum Destekçisi hizmetini %40 indirim ile satın alabileceksiniz. Yani unnado’dan alacağınız kupon size 1000 TL olan doula hizmetini, %40 indirim ile almanıza fırsat veriyor. Sadece 600 TL’ lik doula hizmeti kaçırmamak için haydi tık tık

unnado

Hamilelikte beslenme

Hamilelikte beslenme ile ilgili olarak size şunu yemelisiniz, bunu yememelisiniz diye öneride bulunamam ancak hamile olduğunuzu öğrendikten sonra bir beslenme danışmanına gitmenizi önerebilirim.

Beslenme danışmanı size kilonuz ve kan değerleriniz doğrultusunda (şeker oranı vs.) size harika bir beslenme tablosu önerecektir. Nereden mi biliyorum, isterseniz ben hamile iken nasıl beslendim biraz bahsedeyim.

Sigara zaten kullanmam. Hamilelik ve sonrasında da tüm emzirme döneminde alkol kullanmadım. Bir kadehten bir şey olmaz deyip te içmedim valla. Öncelikle süt ve süt ürünlerine her zamankinden daha fazla yer verdim. Sabah kahvaltıda çay içmemeye özen gösterdim. Çayı kahvaltıdan yaklaşık bir saat sonra içtim, bir de öğleden sonra bir çay tükettim. Bol sebze yedim, zaten sebzeyi severim. Balık ve kırmızı et yemeyi ihmal etmedim, emzirme dönemi içinde protein ağırlıklı beslenmek çok önemli. Baklagilleri muhakkak tükettim. Bol meyve yedim, bu da bana ekstra şeker olarak geri döndü, o nedenle son iki ayımda beslenme danışmanına giderek, daha düzenli beslenme şekli uyguladım. Bu nedenle size en başından beslenme danışmanı öneriyorum. Kendimi en ağır hissetmem gereken zamanlara yani son iki ay, her zamankinden daha hafif hissettim. Bol meyve derken bir gün abartmıyorum bir oturuşta bir kavun yedim. Yaz hamilesi idim, Ekimde doğum yaptım. O yüzden yazın en güzel meyvesi kiraz günlük öğünlerimden eksik olmadı. Ama sonra ne oldu, sadece armut, şeftali ve kayısı yemek zorunda kaldım. Hem de yanında süt ile. Bu da küçük bir tavsiye, meyvenin yanında sütlü ürün tüketirseniz, meyvenin şekerini alıyor. Kahve hiç içmedim, çok canım çektiği zaman ise kafeinsiz filtre kahve içtim. Paket bisküvi vs. hiç yemedim, kutu meyve suyu zaten içmem. (Özetle katkı maddeli ürün tüketmedim.)

Unutmayın beslenme kaliteniz çok önemli. Alacağınız kilo miktarı değil. Hangi yiyecekleri ne kadar yediğiniz çok önemlidir.

Protein, kalsiyum, demir ve diğer vitaminleri bol tüketmeyi tercih ettim. Öğle sebze yediysem akşam muhakkak et yedim. Karbonhidratı mümkün olduğunca az tükettim. Tahıllı ekmek tercih ettim, hala da öyle tercih ederim. Çok istemesem de tatlı tüketimimi frenledim, evet canım çok istedi ama faydası olmayacağını düşünerek kendimi ikna ettim. Tabi ki arada kendimi şımarttım.

En önemlisi bol su içtim. Unutmayın, bebeğiniz su içinde yaşıyor ve sizden besleniyor. Dolayı ile içeceğiniz su miktarı ve kalite beslenme onun için hayati bir mesele.

Hamile iken özellikle yememiz gereken besin grupları; tahıllar, sebze, mevye, süt ve süt ürünleri, et ve baklagiller. Bu gruplardan oluşan dengeli bir beslenme düzeni almanız gereken protein, kalsiyum, demir ve ihtiyacınız olan vitaminleri karşılar. Ayrıca beslenme düzeninize demir, folik asit, magnezyum ve diğer mineralleri de eklediniz mi sağlıklı bir bebek ve anne prensiplerini izlemiş olursunuz.

Bu yazım Annelik ve Gebelik’ te yayınlanmıştır.

Doktorunuza güvenmek

Neden mi? Çünkü doğurmak için mahrem bir alana ihtiyacınız vardır. Bulunduğunuz ortamın kalabalıktan uzak, sessiz hatta karanlık ve sıcak olması çok önemlidir. Doğum, sıcağı, karanlığı sever.

Size tavsiyem; sevişirken yarattığınız koşulları doğururken de yaratmanızdır. Hayvanlar bile tanımadıkları ortamda, kalabalık ortamda, insanlar tarafından gözlenerek doğum yapamazlar.

Etrafınızda koşturan, panikleyen insanların bulunması, yüksek sesle konuşuyor olması sizi tabi ki de rahatsız edecektir. Odanızın kapısının sürekli açılıyor olması hatta sizi yarı giyinik halde tanımadığınız insanların görmesi doğumunuz sırasında size gerginlik katacaktır. Savunmasız hatta saldırıya uğramış hissedebilirsiniz.

Doğum sancısı çekerken, sessizliğin önemini farkında olsanız bile, o sırada mahremiyetinizi koruyacak durumunda olamayabilirsiniz. Bu sebeple bazı önlemleri doğumdan önce almalı ve ilgili kişiler ile paylaşmalısınız. Doğumunuzun bir gösteri haline dönüşmesini önceden engelleyebilirsiniz.

Mesela, doğumunuza kimler girecek? Eşiniz, anneniz, kayınvalideniz, arkadaşınız, kardeşiniz.Bu konuyu doğumdan önce netleştirebilirsiniz.  Unutmayın yanınızda size güven veren insanları tercih etmelisiniz. Zor bir anınızda belki kalabalık ortamda bulunmak hoşunuza gidiyor olabilir ama emin olun ki doğurmak farklı bir olaydır.

Kalabalık ve gürültülü bir odada bulunmak bebeğinizi ürkütebilir ve doğumunuzu yavaşlatabilir. Doğum sırasında salgılanan hormonlarınız korkabilir ve salgılanmaktan vazgeçebilirler.

Doğum sırasında odanıza girecek kişiler için de sınır koyabilir, ziyaretleri daha sonra da kabul edebilirsiniz.

Doğum odanızı şu şekilde hayal edin;

Bulunduğunuz oda hafif karanlık, sizi rahatlatan bir müzik çalıyor. Sizi kontrole gelen sağlık uzmanları (doktor/hemşire) sessizliği bozmamak için fısıldayarak konuşuyor. Odanın kapısı, dışarıdan gelecek her türlü rahatsız edici olaylara karşın kapalı. Etrafta panik ve merak halinde dolaşan kimse yok.

Siz, eşiniz baş başasınız. (dilerseniz doulanız da yanınızda) Korkmuyorsunuz, çünkü bedeninize ve bebeğinize güveniyorsunuz. Ve sonra birden sessizlik ve karanlık eşliğinde bebeğiniz kucağınızda, anne aşkı ile tanışıyor.

Bu yazım Annelik ve Gebelik’ te yayınlanmıştır.

Doğum sevişmek gibidir.

Neden mi? Çünkü doğurmak için mahrem bir alana ihtiyacınız vardır. Bulunduğunuz ortamın kalabalıktan uzak, sessiz hatta karanlık ve sıcak olması çok önemlidir. Doğum, sıcağı, karanlığı sever.

Size tavsiyem; sevişirken yarattığınız koşulları doğururken de yaratmanızdır. Hayvanlar bile tanımadıkları ortamda, kalabalık ortamda, insanlar tarafından gözlenerek doğum yapamazlar.

Etrafınızda koşturan, panikleyen insanların bulunması, yüksek sesle konuşuyor olması sizi tabi ki de rahatsız edecektir. Odanızın kapısının sürekli açılıyor olması hatta sizi yarı giyinik halde tanımadığınız insanların görmesi doğumunuz sırasında size gerginlik katacaktır. Savunmasız hatta saldırıya uğramış hissedebilirsiniz.

Doğum sancısı çekerken, sessizliğin önemini farkında olsanız bile, o sırada mahremiyetinizi koruyacak durumunda olamayabilirsiniz. Bu sebeple bazı önlemleri doğumdan önce almalı ve ilgili kişiler ile paylaşmalısınız. Doğumunuzun bir gösteri haline dönüşmesini önceden engelleyebilirsiniz.

Mesela, doğumunuza kimler girecek? Eşiniz, anneniz, kayınvalideniz, arkadaşınız, kardeşiniz. Bu konuyu doğumdan önce netleştirebilirsiniz.  Unutmayın yanınızda size güven veren insanları tercih etmelisiniz. Zor bir anınızda belki kalabalık ortamda bulunmak hoşunuza gidiyor olabilir ama emin olun ki doğurmak farklı bir olaydır.

Kalabalık ve gürültülü bir odada bulunmak bebeğinizi ürkütebilir ve doğumunuzu yavaşlatabilir. Doğum sırasında salgılanan hormonlarınız korkabilir ve salgılanmaktan vazgeçebilirler.

Doğum sırasında odanıza girecek kişiler için de sınır koyabilir, ziyaretleri daha sonra da kabul edebilirsiniz.

Doğum odanızı şu şekilde hayal edin;

Bulunduğunuz oda hafif karanlık, sizi rahatlatan bir müzik çalıyor. Sizi kontrole gelen sağlık uzmanları (doktor/hemşire) sessizliği bozmamak için fısıldayarak konuşuyor. Odanın kapısı, dışarıdan gelecek her türlü rahatsız edici olaylara karşın kapalı. Etrafta panik ve merak halinde dolaşan kimse yok.

Siz, eşiniz baş başasınız. (dilerseniz doulanız da yanınızda) Korkmuyorsunuz, çünkü bedeninize ve bebeğinize güveniyorsunuz. Ve sonra birden sessizlik ve karanlık eşliğinde bebeğiniz kucağınızda, anne aşkı ile tanışıyor.


Bu yazım AnnelikveGebelik‘ te yayınlanmıştır.

DoulAnnEsra Annelik Sanatı Dergisinde…

Bundan bir kaç ay önce Annelik Sanatı Dergisi’nde doulalık konusuna yer verilmesi üzerine Elçin Ersoy ile görüşmüştük. Keyifli bir röportajın ardından Ağustos sayısında kim var, tabi ki DoulAnnEsra…

Öncelikle Elçin Hanım’a sonra da Annelik Sanatı Dergisi’ne teşekkür ederim.

1sayfa

2sayfa

Doula nedir, ne yapar?

Doula, anneye ve ailesine doğumdan önce, doğum sırasında ve lohusalıkta fiziksel, duygusal ve bilgisel destek sağlayan bu konuda eğitimli profesyonellere denir.

Doulanın görevi, annenin yürüdüğü yolu onurlandırmak; hamilelik, doğum ve ebeveynlik yolculuğunun farkına varan bir şekilde yapabilmesi için bu yolu anne ve baba ile birlikte bir danışman ve destekçi olarak yürümektir.

Araştırmalar, doğumlarında kesintisiz destek alan kadınların doğumlarının daha kısa ve kolay olduğunu, bebeklerin daha sağlıklı ve kolayca emdiklerini ve doğum sonrasında ailelerin daha kolay bir geçiş dönemi yaşadıklarını göstermektedir.

Doula ne yapar?

Bir kadının bedenine ve kendi bebeğini dünyaya getirebilme yeteneğine inanır. Bu sebeple kadının bedenine ve doğumun mahremiyetine saygılıdır.

Doğum yapan kadının ihtiyaç duyduğu kutsal ve mahrem alanı korumaya yardımcı olur.

Doğumu, annenin hayatı boyunca hatırlayacağı kutsal bir tecrübe olarak görür.

Doğumunuzla ilgili tercihlerinizi yaparken sizi seçenekleriniz hakkında bilgilendirir ve seçimlerinizde sizi destekler. Ayrıca doğum tercihlerine göre beklenmedik durumlar ile de baş etmenize de yardımcı olur.

Doğumunuzun başından sonuna kadar sizinle birlikte olur.

Doğumda kullanılabilecek pozisyonlar, masajlar ve nefes çalışmaları ile ilgili bilgiler öğretir. Doğum sırasında da size masaj yapar, cesaretlendirir, rahatlatıcı pozisyonları önerir, nefes tekniklerini uygulamanızda size yardımcı olur.

Medikal prosedürler uygulamaz ve sağlık profesyonellerinin yaptığı işlere müdahale etmez.

Lansinoh işbirliği ile Doulalık anlattım.

Günlerden 31 Mayıs 2013. Lansinoh sponsorluğunda Blogger Anne’ler ile doulalık anlatacağım. Çok heyecanlıyım… Ancak sabah aldığımız o üzüntülü haber, sonrası ve geçen onca gündür ancak bugün yazabiliyorum toplantı detaylarını.

Sabah bir heyecanla, kalktım hazırlandım. Kızımı anneme bırakmak için yola çıktım ancak yolda Twitter’ a göz atayım derken sabaha karşı Gezi’de çadırda bulunan insanları uykularında sebepsiz yere gazladıklarını okudum. O gün işte aslında her şeyin çığırdan çıkmasına neden oldu tüm yaşananlar. “Mesele park meselesi değil arkadaş. Sen hâlâ anlamadın mı?” ile başlayan direniş devam ediyor ve edecekte.

Gündem sebebi ile katılımcılar arasından doğal olarak fire verdik, az da olsa öz bir katılım ile sohbetimiz gerçekleştirdik. Neşeli olmaya, endişeli olmamaya özen gösterdik ama nafile.

Katılan tüm blogger annelere: Gamze, Sezen, İpek, Fulden ve Duygu’ya , yanımda olan Sima Doula, Merve Doula, Filiz Doula’ya; Canım Arkadaşım Özge’ye; Lansinoh’a; Lansinoh Ürün Müdürü Derya Hanım’a ve bu toplantıyı organize eden, bana inanan, destekleyen Hayaller Fabrikası Şebnem Çavuşoğlu’na yürekten teşekkür ediyorum.

Sohbetimiz doulalık ile başladı. Ben doula nedir, doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğumda doula desteği nedir, anlatmaya çalıştım. Ardından Derya Hanım Lansinoh grubunun ürünlerinin tanıtımı ile devam etti. Sizlere bu ürünler ile ilgili bilgiyi ayrı bir yazı olarak sunacağım.

En kısa zamanda ikincisini düzenlemek istiyorum, gündem artık değişmeyecek bunu biliyoruz. Taşlar yerinden oynadı, hayat devam ediyor ama farklı değil mi?

20130531_104313
20130531_104344
photo 3

photo 2