Kolostrum Mucizesi

Hatırlıyorum da hamile iken iki tane korkulu rüya görmüştüm. Birincisi hastanede tek başıma doğum yapıyorum, yanımda kimseler yok. İkincisi ise kızım doğmuş ve ben emziremiyorum. Sütüm gelmemiş. Sanırım bu ikincisine benzer rüyayı birçok anne adayı görüyordur.

Bildiğiniz üzere emzirmek son derece önemli. Hiçbir mama sizin bedeninizin yarattığı, memelerinizden çıkan süt kadar faydalı, mucizevi değildir. Aslında emzirmek sadece bebeğinizi beslemek değildir. Anneliğe adapte olma şeklinizdir. Aynı zamanda anne ve bebek arasındaki bağın gücünü pekiştirmek, birbirinizi anlamak, sevmektir de.

Dr. Grantly Dick-Read, bir kitabında şöyle der: 

Yeni doğmuş bebeğin, sadece üç isteği vardır. Bunlar; annesinin kollarındaki sıcaklık, memelerindeki besin ve varlığını bilmedeki güven. Emzirme bunların üçünü de karşılar.

Emzirmek için hastane odanızda rahatça uzanmayı beklemeyin. Doğum yapar yapmaz bebeğinizi kucağınıza alın. Bebeğiniz sizin sıcak teninize değsin. Hatta kucağınıza şöyle bir yatırın, ona biraz süre verin. Kendisi memenizin ucunu bulacak ve emmeye başlayacaktır. Sıcaklığınızı hissetsin, üşüyeceğini düşünüyorsanız, üzerine bir havlu örtebilirsiniz. Siz kucağınıza yatırdığınızda küçük kıpırdanmalar ile meme ucunuza doğru yol almaya başlayacaktır. Azıcık yardım edin ona, yavaş yavaş gelerek hedefi bulacaktır. Ve birden başını kaldırıp, ağzını kocaman açıp annesinin memesi ile tanışacak ve mucizevi sıvı kolostrum ile tanışacaktır.

İşte kolostrum, hamileliğiniz sırasında üretmeye başladığınız, doğum yapar yapmaz ilk birkaç gün memenizden gelen sıvı. Bu sıvı bebeğinizin maruz kaldığı bütün mikroplara karşı onun ilk korumasını sağlayan sıvıdır. Aslında buna ilk süt deriz. Hatta bazı kişiler bu sıvının miktarı ve kıvamını görüp; “sütün henüz gelmemiş, bu suyu içirme, bebeğin doymaz, ona mama ver” diyebilir. Onları cahillikle suçlayıp, hemen kulaklarınızı tıkayın.

Biraz detaya girecek olursak, kolostrum yüksek oranda immünüglobülin A salgısı ve SIgA salgısı içerir. Yani, alerjik hassasiyet doğurabilecek yabancı proteinlerin ve mikropların geçişine karşı korunmak üzere bebeğin bağırsaklarını kaplayan antienfektif ajandır. Kolostrum bebeğinizin bağırsaklarını doğru bir yararlı bakteri karışımını almaya teşvik eder. Bebeğinizin bağırsaklarını çalıştırır ve doğumdan önce anne karnında birikmiş olan mekonyumu atmasına yardımcı olur.

Şimdi bebeğiniz ilk birkaç gün bu mucizevi sıvıyı almaya devam edecektir. Sık sık emzirin. Doğumdan birkaç gün sonra sütünüzün rengi, miktarı, kıvamı da değişmeye başlayacaktır. Bu noktada ne kadar süre, ne sıklıkta emzirmelisiniz konusu gündeme gelecektir. Bu da ayrı bir yazımızın konusu olsun. Ama tek ipucu vereyim; bol bol, sık sık emzirin. Kafanız rahat olsun, etrafınızdan emzirme ve meme ile ilgili gelecek yorumlara da kulak asmayın.

Bu yazım 31 Ağustos 2013 tarihinde HT Hayat Köşem’ de yayınlanmıştır.

Reklamlar

Playdate Turkey nedir?

Çocuklarımızı büyüyor. Hem de hızla… Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, kaç saatte bir emdi, bugün kaka yaptı mı, ah emekleyeme başladı, ilk adımını attı, uyku sorunumuz var, pütürlü gıda yemiyor derken büyüyorlar. Bu koşturmaca içinde biz annelerde zevkle ama yorgun bir şekilde hayata akıyoruz. İşte bu yoğun tempolu hayatta diğer anneler ile buluşup, iki çift laf edip, hatta arada güzelleşip, değişik seminerlere katılıp, çocuğunuzun da diğer çocuklar ile oynayıp, eğlenmesini istemez misiniz?  Hepinizin sesini duyuyorum, hayır diyen yok sanırım. İşte size yeni bir konsept, oluşum.

playdate

Playdate Turkey nedir?

Playdate;  çocukların beslenmesi, uyku düzeni, temizliği gibi temel ihtiyaçları özenle karşılarken, yoğun tempolu bir hayatta onları sosyalleştirecek ortamlar yaratmakta zorluk çeken anneleri buluşturuyor. Blogger anne buluşmalarının yanı sıra her annenin katılabileceği etkinliklerin düzenleneceği Playdate günlerinde pedagogla söyleşi, kitap okuma etkinlikleri, oyun aktiviteleri gibi farklı temalı etkinlikler de yer alacak. Aynı yaş grubundaki çocukların oynayabileceği bu etkinliklerde annelere ise iş yoğunluğu, ev sorumluluğu, şehir karmaşasından uzaklaştırarak bakım hizmetleri sunulacak.

Playdate Turkey’ in fikir annesi Sevgili Kokosh Anne Meltem. Yok gerçekten çok kokoş değil, ama son derece bakımlı ve güzel. Süslü olmayı da seviyor. Meltem ile ne zaman bir araya gelecek olsak daha görüşmeden Derin, Meltem’ in ne giyeceğini merak eder. Özellikle ayakkabıları merak konusudur.
Şimdi düşünün, bakımlı, süslü, özenli, tatlı, kibar dünya harikası olan bu insan bir organizasyon düzenler ise nasıl olur tahminde bulunun. Muhteşem. En ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

playdate3

22 Ağustos tarihinde Hürriyet Aile sponsorluğundaki tanıtım etkinliğini eşsiz boğaz manzarası eşliğinde Yıldız Hisar Tesisleri’ nde gerçekleşti. Neler yaptık:

playdate1

Çocuklar, Nunu’dan gelen Boğaziçi Üniversiteli ağabeyler ve ablalar eşliğinde renkli dakikalar yaşarken, yeni arkadaşlar edindi. Benim kız Derin bu kısımda pek aktif olamadı, yanı başımdan ayrılmadı maalesef. Diğer çocuklar boya yaparken biz annelerde sohbet ettik. Benim vaktim olmadı ama diğer anneler Oriflame standında el peelingi ve masajı yaptırdıktan sonra Oriflame’in göz alıcı renkli ojelerinden birini deneme şansı buldu.

Moneta Organizasyon’un şekerleri eşliğinde kahvelerimizi içtikten sonra etkinlik çerçevesinde binnazabla.com sponsorluğunda verilen kuponları kullanarak online olarak kahve fallarına bakıldı. Ben kuponumu baki tutup, eve gelince falımı baktırdım.  Bu arada Moneta’nın çok güzel yelpaze hediye etti, girdiğim doğumlarda çok sık kullanıyorum.

Kiehl’s markasının uzmanları ise bizlere cilt analizi yaparak reçetelerini hazırladı. Hediyeleri de son derece güzeldi.

Meltem bizi uğurlarken mutlu etmeye devam etti, bizler için harika hediyeler hazırlamış. Özellikle Derin hediyelere bayıldı. Balparmak Honeybana Planes seti, boyama kitabı, Nunu’nun oyuncak fili, Lancome‘un yeni lansmanı yapılan Gloss in Love dudak parlatıcıları, Oriflame el bakım çantası (Derin anında bu çantaya el koydu) ve Kiehl’s cilt bakım ürünlerinin bulunduğu bir hediye setiyle uğurlandık.

Playdate günlerine katılmak, etkinliklerden haberdar olmak için sosyal medyadan takip edebilirsiniz.

www.PlaydateTurkey.com
www.Facebook.com/PlaydateTurkey
Twitter: @PlaydateTurkey
Instagram: @PlaydateTurkey

 

 

playdate2

Uzun boylu olup da nasıl kısa görünürüm çalışmam

 

 

Hamilelikte beslenme

Hamilelikte beslenme ile ilgili olarak size şunu yemelisiniz, bunu yememelisiniz diye öneride bulunamam ancak hamile olduğunuzu öğrendikten sonra bir beslenme danışmanına gitmenizi önerebilirim.

Beslenme danışmanı size kilonuz ve kan değerleriniz doğrultusunda (şeker oranı vs.) size harika bir beslenme tablosu önerecektir. Nereden mi biliyorum, isterseniz ben hamile iken nasıl beslendim biraz bahsedeyim.

Sigara zaten kullanmam. Hamilelik ve sonrasında da tüm emzirme döneminde alkol kullanmadım. Bir kadehten bir şey olmaz deyip te içmedim valla. Öncelikle süt ve süt ürünlerine her zamankinden daha fazla yer verdim. Sabah kahvaltıda çay içmemeye özen gösterdim. Çayı kahvaltıdan yaklaşık bir saat sonra içtim, bir de öğleden sonra bir çay tükettim. Bol sebze yedim, zaten sebzeyi severim. Balık ve kırmızı et yemeyi ihmal etmedim, emzirme dönemi içinde protein ağırlıklı beslenmek çok önemli. Baklagilleri muhakkak tükettim. Bol meyve yedim, bu da bana ekstra şeker olarak geri döndü, o nedenle son iki ayımda beslenme danışmanına giderek, daha düzenli beslenme şekli uyguladım. Bu nedenle size en başından beslenme danışmanı öneriyorum. Kendimi en ağır hissetmem gereken zamanlara yani son iki ay, her zamankinden daha hafif hissettim. Bol meyve derken bir gün abartmıyorum bir oturuşta bir kavun yedim. Yaz hamilesi idim, Ekimde doğum yaptım. O yüzden yazın en güzel meyvesi kiraz günlük öğünlerimden eksik olmadı. Ama sonra ne oldu, sadece armut, şeftali ve kayısı yemek zorunda kaldım. Hem de yanında süt ile. Bu da küçük bir tavsiye, meyvenin yanında sütlü ürün tüketirseniz, meyvenin şekerini alıyor. Kahve hiç içmedim, çok canım çektiği zaman ise kafeinsiz filtre kahve içtim. Paket bisküvi vs. hiç yemedim, kutu meyve suyu zaten içmem. (Özetle katkı maddeli ürün tüketmedim.)

Unutmayın beslenme kaliteniz çok önemli. Alacağınız kilo miktarı değil. Hangi yiyecekleri ne kadar yediğiniz çok önemlidir.

Protein, kalsiyum, demir ve diğer vitaminleri bol tüketmeyi tercih ettim. Öğle sebze yediysem akşam muhakkak et yedim. Karbonhidratı mümkün olduğunca az tükettim. Tahıllı ekmek tercih ettim, hala da öyle tercih ederim. Çok istemesem de tatlı tüketimimi frenledim, evet canım çok istedi ama faydası olmayacağını düşünerek kendimi ikna ettim. Tabi ki arada kendimi şımarttım.

En önemlisi bol su içtim. Unutmayın, bebeğiniz su içinde yaşıyor ve sizden besleniyor. Dolayı ile içeceğiniz su miktarı ve kalite beslenme onun için hayati bir mesele.

Hamile iken özellikle yememiz gereken besin grupları; tahıllar, sebze, mevye, süt ve süt ürünleri, et ve baklagiller. Bu gruplardan oluşan dengeli bir beslenme düzeni almanız gereken protein, kalsiyum, demir ve ihtiyacınız olan vitaminleri karşılar. Ayrıca beslenme düzeninize demir, folik asit, magnezyum ve diğer mineralleri de eklediniz mi sağlıklı bir bebek ve anne prensiplerini izlemiş olursunuz.

Bu yazım Annelik ve Gebelik’ te yayınlanmıştır.

Doktorunuza güvenmek

Neden mi? Çünkü doğurmak için mahrem bir alana ihtiyacınız vardır. Bulunduğunuz ortamın kalabalıktan uzak, sessiz hatta karanlık ve sıcak olması çok önemlidir. Doğum, sıcağı, karanlığı sever.

Size tavsiyem; sevişirken yarattığınız koşulları doğururken de yaratmanızdır. Hayvanlar bile tanımadıkları ortamda, kalabalık ortamda, insanlar tarafından gözlenerek doğum yapamazlar.

Etrafınızda koşturan, panikleyen insanların bulunması, yüksek sesle konuşuyor olması sizi tabi ki de rahatsız edecektir. Odanızın kapısının sürekli açılıyor olması hatta sizi yarı giyinik halde tanımadığınız insanların görmesi doğumunuz sırasında size gerginlik katacaktır. Savunmasız hatta saldırıya uğramış hissedebilirsiniz.

Doğum sancısı çekerken, sessizliğin önemini farkında olsanız bile, o sırada mahremiyetinizi koruyacak durumunda olamayabilirsiniz. Bu sebeple bazı önlemleri doğumdan önce almalı ve ilgili kişiler ile paylaşmalısınız. Doğumunuzun bir gösteri haline dönüşmesini önceden engelleyebilirsiniz.

Mesela, doğumunuza kimler girecek? Eşiniz, anneniz, kayınvalideniz, arkadaşınız, kardeşiniz.Bu konuyu doğumdan önce netleştirebilirsiniz.  Unutmayın yanınızda size güven veren insanları tercih etmelisiniz. Zor bir anınızda belki kalabalık ortamda bulunmak hoşunuza gidiyor olabilir ama emin olun ki doğurmak farklı bir olaydır.

Kalabalık ve gürültülü bir odada bulunmak bebeğinizi ürkütebilir ve doğumunuzu yavaşlatabilir. Doğum sırasında salgılanan hormonlarınız korkabilir ve salgılanmaktan vazgeçebilirler.

Doğum sırasında odanıza girecek kişiler için de sınır koyabilir, ziyaretleri daha sonra da kabul edebilirsiniz.

Doğum odanızı şu şekilde hayal edin;

Bulunduğunuz oda hafif karanlık, sizi rahatlatan bir müzik çalıyor. Sizi kontrole gelen sağlık uzmanları (doktor/hemşire) sessizliği bozmamak için fısıldayarak konuşuyor. Odanın kapısı, dışarıdan gelecek her türlü rahatsız edici olaylara karşın kapalı. Etrafta panik ve merak halinde dolaşan kimse yok.

Siz, eşiniz baş başasınız. (dilerseniz doulanız da yanınızda) Korkmuyorsunuz, çünkü bedeninize ve bebeğinize güveniyorsunuz. Ve sonra birden sessizlik ve karanlık eşliğinde bebeğiniz kucağınızda, anne aşkı ile tanışıyor.

Bu yazım Annelik ve Gebelik’ te yayınlanmıştır.

Doğum sevişmek gibidir.

Neden mi? Çünkü doğurmak için mahrem bir alana ihtiyacınız vardır. Bulunduğunuz ortamın kalabalıktan uzak, sessiz hatta karanlık ve sıcak olması çok önemlidir. Doğum, sıcağı, karanlığı sever.

Size tavsiyem; sevişirken yarattığınız koşulları doğururken de yaratmanızdır. Hayvanlar bile tanımadıkları ortamda, kalabalık ortamda, insanlar tarafından gözlenerek doğum yapamazlar.

Etrafınızda koşturan, panikleyen insanların bulunması, yüksek sesle konuşuyor olması sizi tabi ki de rahatsız edecektir. Odanızın kapısının sürekli açılıyor olması hatta sizi yarı giyinik halde tanımadığınız insanların görmesi doğumunuz sırasında size gerginlik katacaktır. Savunmasız hatta saldırıya uğramış hissedebilirsiniz.

Doğum sancısı çekerken, sessizliğin önemini farkında olsanız bile, o sırada mahremiyetinizi koruyacak durumunda olamayabilirsiniz. Bu sebeple bazı önlemleri doğumdan önce almalı ve ilgili kişiler ile paylaşmalısınız. Doğumunuzun bir gösteri haline dönüşmesini önceden engelleyebilirsiniz.

Mesela, doğumunuza kimler girecek? Eşiniz, anneniz, kayınvalideniz, arkadaşınız, kardeşiniz. Bu konuyu doğumdan önce netleştirebilirsiniz.  Unutmayın yanınızda size güven veren insanları tercih etmelisiniz. Zor bir anınızda belki kalabalık ortamda bulunmak hoşunuza gidiyor olabilir ama emin olun ki doğurmak farklı bir olaydır.

Kalabalık ve gürültülü bir odada bulunmak bebeğinizi ürkütebilir ve doğumunuzu yavaşlatabilir. Doğum sırasında salgılanan hormonlarınız korkabilir ve salgılanmaktan vazgeçebilirler.

Doğum sırasında odanıza girecek kişiler için de sınır koyabilir, ziyaretleri daha sonra da kabul edebilirsiniz.

Doğum odanızı şu şekilde hayal edin;

Bulunduğunuz oda hafif karanlık, sizi rahatlatan bir müzik çalıyor. Sizi kontrole gelen sağlık uzmanları (doktor/hemşire) sessizliği bozmamak için fısıldayarak konuşuyor. Odanın kapısı, dışarıdan gelecek her türlü rahatsız edici olaylara karşın kapalı. Etrafta panik ve merak halinde dolaşan kimse yok.

Siz, eşiniz baş başasınız. (dilerseniz doulanız da yanınızda) Korkmuyorsunuz, çünkü bedeninize ve bebeğinize güveniyorsunuz. Ve sonra birden sessizlik ve karanlık eşliğinde bebeğiniz kucağınızda, anne aşkı ile tanışıyor.


Bu yazım AnnelikveGebelik‘ te yayınlanmıştır.

Süt arttırma formülleri

Emziren annenin en büyük hırsıdır, sütünü arttırmak. Bunun için yapılacak ilk hareket etraftaki olumsuz, “aman sütün azalacak” yorumlarına kulak tıkamaktır. Sonrasında düzenli ve kaliteli bir beslenme. Protein alımı çok önemli, günde bir porsiyon muhakkak kırmızı et öneririm. Kırmızı et sevmiyorsanız, protein alımını baklagillerden sağlayabilirsiniz. Bir de yan ürünler var; ısırgan otu çayı, çemen otu.

Özellikle Anadolu’da süregelen bir alışkanlık varmış, kaynar. İçeriği ve tarifi şu şekilde:

Bir çorba kaşığı yenibahar tohumu, ceviz büyüklüğünde bir parça havlıcan, iki çubuk tarçın, bir çorba kaşığı karanfil ve bir ceviz büyüklüğünde zencefili soyup bir tencereye atın ve bir buçuk litre suda bir saat kaynatın. Baharatların toz hali değil de tane hallerini bulmakta fayda var, aksi takdirde tülbentin içine koyup yapabilirsiniz. Ancak bu kadar kuvvetli baharatların birbirlerine değip tat çıkarmalarındansa açık pişmeleri daha iyi. Fırsattan istifade, tanışmayanlar yenibaharın tane haliyle tanışabilir. Kokusuna, gücüne hayran bırakacağı garanti. Sonra bir buçuk su bardağı pekmezi (375 ml) ekleyip bir saat daha kaynatın. Servis ettiğiniz bardağın üzerine bolca ceviz kırıp, ekleyerek afiyetle için. (Tarif için Refika‘ ya teşekkürler)

Bol sütlü günler. Ama işin sırrı, sakin olmak, huzurlu, dinlenmiş olmak ve güzel beslenmek unutmayın 🙂

Bakımsız Lohusa

Bugün yeni doğum yapmış bir arkadaşımı ziyarete gittim. Doğum yapalı tam bir hafta oldu. Benim loğusalık bildirisinden esinlenmiş olsa gerek, evde annesinden başka kimse yoktu. Eve gelmek isteyen ziyaretçilere kibarca açıklamışlar kırk gün misafir ağırlamak istemediklerini. Artık anlayan anlar, anlamayan, kırılan da olduysa ne yapayım diyor arkadaşım. Annesi ve kayınvalidesi ile program yapmışlar. İki günde bir nöbet değişiyorlar. Aynı anda ikisi evde olmuyormuş, dolayısı ile annelere de eşit yük dağılmış oluyor. Sistem çok güzel işliyor, evin büyük alışverişini baba yapıyor. Çok yakın akraba gelmek isterse, elin boş gelme yemek yap getir, kapıdan görüşelim demişler. Hayrete düştüm, gerçekten loğusalık bildirisi işe yaramış.

Biraz emzirmekten konuştuk. Beslenmesine dikkat etmesi gerektiğini hatırlattım. Sanki hamileliğinde dikkat ettiği kadar dikkat etmiyormuş gibi geldi. Sütün miktarının ve kalitesinin kesinlikle beslenme ile alakalı oluğunu anlattım.

Emziren bir annenin özellikle bol protein ağırlıklı gıdalar tüketmesi çok önemlidir. Süt ve süt ürünleri tüketimi gene hamilelik döneminde olduğu gibi devam etmelidir. Süt gaz yapıyor ise, alternatif olarak kimyonlu yoğurt yiyebilirler. Süt yapan bin bir çeşit hazır çaylardan içmelerini ben şahsen pek tavsiye etmiyorum. Nedeni ise onların içinde şeker var, vücuda gereksiz şeker yükleme yapmamızın bir anlamı yok değil mi? Ama onun yerine taze ısırganotu çayı içebilir. Ah bir de kaynar diye bir şey var, internetten tarifini muhakkak öğrensinler. (Refika’nın Mutfağı’ nda tarifi mevcut.) Çemen otunun da faydasını çok duydum. Ama işin sırrı tabii ki düzgün, düzenli beslenme. Bol yeşillik, sebze yemeyi atlamamak lazım.

Bu arada her şey bu kadar yolunda görünür iken dikkatimi çeken başka bir şey vardı. Ben gittiğimde arkadaşım yatağında buruşuk geceliği ile yatıyordu. Saçları birbirine karışmış, yüzü renksizdi. Orada söylemedim ama kusura bakmasın çok bakımsız görünüyordu. Bebeği yeni emmiş, mışıl mışıl uyurken kendisini zorla yataktan kaldırdım. Önce güzel bir duş yaptı, sonra yüzüne hafif bir allık sürdü. Üstüne de daha temiz, ütülü, rahat bir elbise giydi. Evet anlıyorum, bebekli hayata alışmak zor bir süreçtir, tabii ki zevkini de atlamamak lazım ama kendimizi bu kadar bırakmak, bakımsız olmak gerekmez. Her koşulda günlük bakımınıza az da olsa vakit ayırmanızı tavsiye ederim. Hatta günler biraz daha geçtikte, kısa kuaför kaçamakları yapabilirsiniz. Bir saat bile olsa, evinizin bahçesinde veya yakınınızdaki bir kafede vakit geçirmek için kendinize zaman yaratmalısınız. Kitap okuyun, dergi okuyun ya da hiçbir şey yapmayıp sadece nefesinizin farkında olun. Önemli olan biraz ruhunuzu dinlendirin. Unutmayın mutlu anne, mutlu bebek demektir.

Bu yazım 16 Ağustos 2013 tarihinde HT Hayat Köşem’ de yayınlanmıştır.