Çocuk Yogası

Sevgili Doula arkadaşım ve Egzersiz Eğitmeni Merve Polat’ ın stüdyosundan Sevgili Melis Hoca bizler ile güzel bir konu paylaştı: Çocuk Yogası.

Bu ara benim de gündemimi meşgul eden bir konu. Doula olmaya karar verdikten sonra farkındalık, meditasyon, yoga ile daha fazla ilişkili hale geldim. Hala yoga yapmıyorum ama olsun, yoganın faydalarına inanıyorum. Dolayısı ile Derin’ e de azıcık olsa bir parça bulaşsın istiyorum. O nedenle sanırım yakında kendisi ile çocuk yogasına gideceğiz. Umarım sever, sevmez ise yapacak bir şey yok.

yoga


Çocuk yogası nedir, faydaları nelerdir?

Çocuk yogası,  hikâyeler ve oyunlar eşliğinde yapılan özel bir yoga türüdür. Çocuklara doğru nefes almayı, klasik yoga pozlarını (asanalar) çocukların hayal güçlerini de kullanarak uygulamayı ve bu sayede var olan beden esnekliklerini korumayı hedefler. Büyüklerde olduğu gibi zihin, ruh ve beden uyumunu dengelemek ve çocuğun bu dengede kalmasına yardımcı olmayı amaçlar. Çocuk yogası ile çocuklar eğlenirken esneklik, güç, denge ve rahatlama sağlanır.

Çocuklarda var olan sınırsız enerjiyi iyi yönde değerlendirmek için yoga en iyi çalışmalardan biridir. Asanalar yapılırken taklit edilen hayvanlar ve ağaçlar çocuklara yeniden doğa bilincini kazandırır.

Derslerde yapılan nefes çalışmaları, hareketli pozlar ve meditasyon ile anlatılan hikayeler çocuklarda var olan yaratıcılığı geliştirmeyi hedefler.

Çocuk yogasında her dersin ayrı bir dinamiği ve teması vardır. Derslerde bu temalara uygun elementler kullanılır. Drama, müzik ve resim bunlardan sadece birkaçıdır.

Çocuk Yogası, çocuklara birey oldukları kadar bir grubun parçası olduklarını ve diğer grup bireylerine saygılı olmayı oyunlarla öğretmede yardımcı olur. Yogadaki oyunların en büyük özelliği ise rekabet olmamasıdır. Bu nedenle çocuklar kendilerini baskıda hissetmeden eğlenerek oyunlara katılır ve grup çalışmasını öğrenirler.

Çocuk yogasının fiziksel faydaları
Esnekliği arttırır
Dengeyi arttırır
Doğru nefes almayı sağlar
Sinir sistemini rahatlatır
Kasları gevşetir ve rahatlatır

Çocuk yogasının psikolojik faydaları
Konsantrasyonu ve odaklanmayı geliştirir
Stresi azaltır
Zihni rahatlatır
Hayal gücünü geliştirir
Birey olmanın yanında grubun parçası olmayı ve karşındakine saygılı olmayı öğretir

Çocuk yogasının okul eğitimine faydaları
Dinleme ve öğrenme becerisi geliştirir
Dikkat süresini arttırır
Sınav stresini azaltır

PilatesPlus’ un 3-8 yaş yoga programı Cumartesi günleri… Daha detaylı bilgi için;

pilatesplus

http://www.pilatesplus.biz/
https://www.facebook.com/pilatesplusistanbul/about
Twitter : @PilatesPlusIst

Playdate Turkey nedir?

Çocuklarımızı büyüyor. Hem de hızla… Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, kaç saatte bir emdi, bugün kaka yaptı mı, ah emekleyeme başladı, ilk adımını attı, uyku sorunumuz var, pütürlü gıda yemiyor derken büyüyorlar. Bu koşturmaca içinde biz annelerde zevkle ama yorgun bir şekilde hayata akıyoruz. İşte bu yoğun tempolu hayatta diğer anneler ile buluşup, iki çift laf edip, hatta arada güzelleşip, değişik seminerlere katılıp, çocuğunuzun da diğer çocuklar ile oynayıp, eğlenmesini istemez misiniz?  Hepinizin sesini duyuyorum, hayır diyen yok sanırım. İşte size yeni bir konsept, oluşum.

playdate

Playdate Turkey nedir?

Playdate;  çocukların beslenmesi, uyku düzeni, temizliği gibi temel ihtiyaçları özenle karşılarken, yoğun tempolu bir hayatta onları sosyalleştirecek ortamlar yaratmakta zorluk çeken anneleri buluşturuyor. Blogger anne buluşmalarının yanı sıra her annenin katılabileceği etkinliklerin düzenleneceği Playdate günlerinde pedagogla söyleşi, kitap okuma etkinlikleri, oyun aktiviteleri gibi farklı temalı etkinlikler de yer alacak. Aynı yaş grubundaki çocukların oynayabileceği bu etkinliklerde annelere ise iş yoğunluğu, ev sorumluluğu, şehir karmaşasından uzaklaştırarak bakım hizmetleri sunulacak.

Playdate Turkey’ in fikir annesi Sevgili Kokosh Anne Meltem. Yok gerçekten çok kokoş değil, ama son derece bakımlı ve güzel. Süslü olmayı da seviyor. Meltem ile ne zaman bir araya gelecek olsak daha görüşmeden Derin, Meltem’ in ne giyeceğini merak eder. Özellikle ayakkabıları merak konusudur.
Şimdi düşünün, bakımlı, süslü, özenli, tatlı, kibar dünya harikası olan bu insan bir organizasyon düzenler ise nasıl olur tahminde bulunun. Muhteşem. En ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

playdate3

22 Ağustos tarihinde Hürriyet Aile sponsorluğundaki tanıtım etkinliğini eşsiz boğaz manzarası eşliğinde Yıldız Hisar Tesisleri’ nde gerçekleşti. Neler yaptık:

playdate1

Çocuklar, Nunu’dan gelen Boğaziçi Üniversiteli ağabeyler ve ablalar eşliğinde renkli dakikalar yaşarken, yeni arkadaşlar edindi. Benim kız Derin bu kısımda pek aktif olamadı, yanı başımdan ayrılmadı maalesef. Diğer çocuklar boya yaparken biz annelerde sohbet ettik. Benim vaktim olmadı ama diğer anneler Oriflame standında el peelingi ve masajı yaptırdıktan sonra Oriflame’in göz alıcı renkli ojelerinden birini deneme şansı buldu.

Moneta Organizasyon’un şekerleri eşliğinde kahvelerimizi içtikten sonra etkinlik çerçevesinde binnazabla.com sponsorluğunda verilen kuponları kullanarak online olarak kahve fallarına bakıldı. Ben kuponumu baki tutup, eve gelince falımı baktırdım.  Bu arada Moneta’nın çok güzel yelpaze hediye etti, girdiğim doğumlarda çok sık kullanıyorum.

Kiehl’s markasının uzmanları ise bizlere cilt analizi yaparak reçetelerini hazırladı. Hediyeleri de son derece güzeldi.

Meltem bizi uğurlarken mutlu etmeye devam etti, bizler için harika hediyeler hazırlamış. Özellikle Derin hediyelere bayıldı. Balparmak Honeybana Planes seti, boyama kitabı, Nunu’nun oyuncak fili, Lancome‘un yeni lansmanı yapılan Gloss in Love dudak parlatıcıları, Oriflame el bakım çantası (Derin anında bu çantaya el koydu) ve Kiehl’s cilt bakım ürünlerinin bulunduğu bir hediye setiyle uğurlandık.

Playdate günlerine katılmak, etkinliklerden haberdar olmak için sosyal medyadan takip edebilirsiniz.

www.PlaydateTurkey.com
www.Facebook.com/PlaydateTurkey
Twitter: @PlaydateTurkey
Instagram: @PlaydateTurkey

 

 

playdate2

Uzun boylu olup da nasıl kısa görünürüm çalışmam

 

 

Kardeşim Giysin

Kardeşim Giysin, çok güzel düşünülmüş bir sosyal sorumluluk projesi. Fikir annesi Çiğdem, yani nam-ı değer SoranAnne. Fikrine, ellerine sağlık. Umarım hak ettiği yeri bulur, ben şimdiden çok heyecanlıyım. Çünkü kızımın küçülen kıyafetlerini hak eden birilerine ulaştırmak için üç senedir bayağı bir çaba sarf ediyorum.

Çocuğunuzun küçülen kıyafetlerini ne yapıyorsunuz? SoranAnne çok güzel düşünmüş, açmış olduğu Kardeşim Giysin bloğunda gerçekten ihtiyacı olan kardeşlere ulaşabilirsiniz, nasıl mı? Şöyle anlatıyor:

Etrafınızda kıyafet yardımına ihtiyacı olan kardeşlerimiz varsa:

Bize onların hikayesiniz yazabilirsiniz. Nasıl ve ne kadar isterseniz yazın. Bizim için yaşları ve cinsiyetlerini bilmek yeterli. Yeterli ölçüde detay vererek bunları yayınlayacağız.

Gelen kıyafet isteğini “bekleyen kardeşlerimiz” etiketiyle takip edebilirsiniz. Eğer bu kardeşlerimiz kıyafetlerine kavuşurlarsa bunu da “mutlu kardeşlerimiz” etiketiyle takip edebileceksiniz. Eğer evinizde fazla bebek-çocuk kıyafetiniz varsa: “bekleyen kardeşlerimiz” etiketli yazılarımızı okuyabilirsiniz. Uygun bir yazı seçerseniz birbirinizle iletişime geçmenizi sağlarız. “biz sadece sizleri mail vs yoluyla buluşturuyoruz.”

Sizden tek istediğimiz:

Kıyafetlerin temiz olması.
Ütü istemiyoruz.
Tahminimiz paketleri alan annelerde bunları bir kez daha yıkar.
Az defolu/lekeli kıyafetleri de yollamak isterseniz (belki boyayla oynarken giyerler) ayrı bir poşete koyup üstüne not yazarsanız
seviniriz.

kardesimgiysin
Bu projeye destek olmak istiyorsanız lütfen mümkün olduğunca paylaşın.

 

Mutlu Bayramlar!

Babaannemi kaybettim kaybedeli bayram benim için anlamını yitirdi.  Nerede o eski bayramlar?  Sabah erkenden kalkıp, kahvaltımızı edip bayramlık kıyafetlerimizi giyerdik kız kardeşim ile. Sonra yola koyulurduk, babaannem ve dedeme doğru. Babaannem müthiş marifetli, çalışkan bir kadındı. Saatlerce mutfakta yemek pişirebilirdi. Sanırım eski kadınların ortak özelliği bu olsa gerek. Her bayram öğle yemeğinde tüm aile burada toplanırdık. Avrupa yakasında oturan amcam, yengem ve kuzenlerim de bize katılırlardı. Bazen Ankara’dakiler de… Aslında öğle yemeğinde ne yiyeceğimiz bana sürpriz olmazdı çünkü zaten o zaman günlerimin çoğunu orada geçirirdim, yani babaannemin bir sonraki gün, bayram gününde ne pişireceğini, pişirdiğini bilirdim. Hele klasikleşen cevizli kadayıf tatlısı yok muydu, bu nedenle hala kadayıf tatlısı yediğimde gözlerim yaşarır.

Babaannem benim için çok önemli bir insandı, benim meleğimdi. Çok iyi kalpli, kimsenin arkasından konuşmayan, güler yüzlü, iyi niyetli bir insandı. Kısacası iyi insan özelliklerin tümünü taşıyordu. Her bayram babaannemi daha da çok özlüyorum. Bu nedenle bu bayram babaannemi daha da yakın hissetmek için onun çok ama çok eski arkadaşı olan Semra Teyze’yi ziyarete gittim. Ailecek kendisini ara ara ziyaret eder ya da telefon ile ararız. Semra Teyze benim çocukluğumun bir parçası. Babaannemin iki tane çok yakın bayan arkadaşı vardı, bir tanesi şu an hayatta değil, diğeri de işte Semra Teyze. Ne zaman ikisinden bir ziyarete gelecek olsa babaannem çok mutlu olurdu. Ben zaten çocukken sürekli babaannem ile birlikte olduğum için her seferinde de bu mutluluğun bir parçası olurdum.

Semra Teyze tamı tamına 93 yaşında. Kızımdan 90 yaş büyük, neredeyse bir asır. Üç ay önce hayat arkadaşını kaybetti, hala ağlıyor. “Benim kocam öldü, artık yanımda değil. Ben neden yaşıyorum, artık ölmek istiyorum” diyor her fırsatta.  Eşi ile çok mutlu bir evliliği vardı, “bir gün beni üzmedi” diyor Semra Teyze. Sonra eşimle bana dönerek şöyle bir nasihatte bulundu, “birbiriniz hep sevin, hiç üzmeyin. Ölene kadar birlikte olun” dedi. Bir insanın eşi hakkında özellikle bunca yıllar geçmesine rağmen hala aynı şeyi söyleyebiliyor olması, ilk günkü aşk ile anlatması mucizevi bir olay. Hayran kaldım. Semra Teyze çok yaşlı, yürüyemiyor, kendi evinde bir bakıcısı var. Onunla gidenlerden konuştuk, babaannemden konuştuk. O’nun nasıl iyi bir insan olduğunu, onu ne çok sevdiğini anlattı bir kez daha. O’nun güzel bir fotoğrafını gösterdi. Babaannem anne olmuş, ilk bebeği. Bebeği tutuşundaki asillik, lohusa yatağındaki özen ve kendisinin güzelliği, asilliği, saflığı örnek olunacak şekilde. Sosyal medya hesaplarımda paylaşmadan edemedim.

Bugün iyi ki Semra Teyze’yi ziyarete gittim. Ben belki eski bayramları yaşayamadım ama ona iyi bir bayram yaşattığıma eminim. Mutluluk gözlerinden okunuyordu.

Hepinize iyi bayramlar, sevin birbirinizi, hep sevin.

Bu yazım 10 Ağustos 2013 tarihinde HT Hayat Köşem’ de yayınlanmıştır.

Fotokitap Markası: Afillikitap’ı duydunuz mu?

Türkiye’deki web tabanlı ilk fotokitap hizmeti olan Afillikitap fotokitap servisi ile telefon, dijital fotoğraf makinesi ve bilgisayardaki fotoğraflarla sadece yarım saatte mükemmel bir fotoğraf albümü hazırlamak mümkün. Dijital yolla geleneksel bir albüm oluşturmak , ‘’İşte benim hikayem’’ demek, tatil anılarını sonsuza kadar canlı tutmak  isteyenlere Afillikitap üç kolay adımda kolay ve eğlenceli fotokitap servisi hizmeti sunuyor.

Afillikitap uygulaması ile internet üzerinden, istenilen tema seçildikten sonra fotoğraflar çok kısa sürede siteye yükleniyor ve siparişe hazır hale geliyor. Instagram, Facebook ya da Flickr fotoğraflarıyla bir fotokitap oluşturarak sipariş vermek,  oto editör ile yüzlerce renk ve tema içerisinden seçilen tamamen kişiye özel hazırlanacak fotokitaba 7 gün içerisinde sahip olmak için yalnızca 10 dakika gerekiyor.

Afillikitap ile program indirmeden sadece 3 kolay adımda  fotokitap siparişe hazır

  • Fotoğraf yükle,
  • Konuya göre tema seç,
  • Fotoğrafları yerleştir,  

Afillikitap fotokitap servisinin en önemli kolaylığı, program indirmeden on-line olarak uygulamaya girildiğinde bilgisayardaki fotoğraflarla beraber farklı sosyal medyalardaki fotoğrafların rahatlıkla aynı albüm içinde bir araya getirilebilmesi. Esnek tasarım özellikleri, sınırsız hayal gücü ve yaratıcılığa olanak sağlayan kolay kullanımı ile Afillikitap fotokitap servisi, tamamen kişiye özel renkler, şablonlar, hazır temalar kullanarak kitap oluşturmaya ve  dilerseniz facebookta  paylaşmaya da imkan  sağlıyor.

afilli
www.afillikitap.com

Bu Bayram Çocuklar Keşfetsin… Bu Bayram Çocukların Olsun!

Az önce posta kutuma düşen bir e-postayı hemen sizinle paylaşmadan uyuyamayacağım bu gece.

Posta, Türkiye Pedagoji Derneği’nden geliyor. 5 yıldır başlattıkları projenin bu seneki detayı. Ben bu sene böyle bir projeden haberdar oldum, ama kesinlikle uygulayacağım. Sizlere aynen aktarıyorum. Belki siz de yapmak istersiniz….

Bu Bayram Çocukların Olsun -5-

Merhaba Çocuk Dostları; 

Pedagoji Derneği olarak çocuklara bayramı yeniden yaşatmak, yetişkinler olarak bayramda çocukları daha fazla sevindirmek, çocukların bu bayramı/bayramları gelecekte tatlı bir hatıra ile yad etmelerini sağlamak amacıyla bir proje geliştirdik. Projemizin adı “Bu Bayram Çocukların Olsun”. Bu sene Ramazan Bayramı’nda projemizin 5. sini gerçekleştiriyoruz. 

Yaptığımız iş çok basit aslında. Bayramda çevremizde gördüğümüz 10 çocuğa hediye paketi içinde 10 hediye vermek. Bu bayram için seçtiğimiz hediye ise ‘BÜYÜTEÇ’. Amacımız büyüteç ile çocukları yeniden keşfetmeye ve öğrenmeye sevk etmek.. 

Neler Yapmam Gerekiyor?  

1) En yakın oyuncakçıya ya da kırtasiyeye gidin. 10 adet büyüteç alın. Hediye paketi yaptırın. 

2) Bayram boyunca büyüteçleri yanınızda taşıyın ve kapınıza gelen ya da sokakta gördüğünüz 10 çocuğa hediye edin. 

3) Projeye katılanlar arasında yer aldığınızı göstermek için buraya tıklayın ve adınızı, soyadınızı ve katıldığınız ili (Örn. Yusuf İşlek, Ankara) bize gönderin. Projemize katıldığınızı Facebook sayfamızda da belirtebilirsiniz.

Hadi hep birlikte diyelim: Bu Bayram Çocukların Olsun!

buyutec

3.KÖPRÜYE KARŞIYIM!

Bu yazı ortak yazı girişimidir. Bugün bu düşünceleri paylaşan bir çok anne/baba bloglarında bu yazıyı okuyabilirsiniz.

Yazıyı hazırlayan Banu Conker ve İrem Afşin’e teşekkür ederim, kendilerine her kelimesi ile katılıyorum.


3.KÖPRÜYE NEDEN KARŞIYIM?  

Ben bir anneyim. Anne olmak sadece doğurmak değildir.  Anne olmak geleceği yetiştirmektir. Bir çocuk gelecek için yatırımdır. Çocuklarımızın sağlıklı olması en büyük servetimizdir. Bunun için de sağlıklı yiyecekler, kirlenmemiş, yok edilmemiş bir doğaya ve temiz suya ihtiyacımız var.

Ben İstanbul’da yaşayan bir anneyim. Kış geldiğinde şehrin üstüne inen kirli hava pusunun altında nefes almaya çalışıyoruz. Ben çocuğumun temiz havayı içine çekmesini, toprağın kokusunu duymasını istiyorum, çünkü bunu ona borçluyum. Kızılderililerinin dediğine inanıyorum, “biz dünyayı çocuklarımızdan ödünç aldık”. Dünyayı daha iyi bir şekilde onlara geri vermeliyiz.

Yaşadığımız şehirde doğa rant hırsı ile uzun yıllardır fazlasıyla tahrip edildi. Şimdi bir de yıllardır konuşulan 3. Köprü’nün yapımına başlandı.

  • Eğer 3. Köprü yapılırsa; trafik için çözüm olmayacak, ancak çevreyollarının kenarları yeni sitelerle doldurulacak.
  • Eğer 3.köprü yapılırsa, zamanla ormanların içindeki su havzaları ortadan kalkacak ve susuzluk sorunu ile yüzleşmek zorunda kalacağız.
  • Eğer 3. Köprü yapılırsa, suların kirlenmesi çevrenin daha da sağlıksız olmasına neden olacak.
  • Eğer 3. Köprü yapılırsa, sadece İstanbul değil, Kocaeli ve Çatalca yörelerindeki verimli topraklar da beton yığınlarıyla kaplanacak.
  • Eğer 3. Köprü yapılırsa, İstanbul’un giderek azalan yeşil alanları hızla iyice küçülecek, sıcaklık dayanılır olmaktan çıkacak.

Böyle bir şehirde nasıl yaşayacağız? Çocuklarımızı büyütmek istediğimiz şehir bu olabilir mi?

İstanbul’un ilk Boğaz Köprüsü 1973’te, ikincisi 1988’de açıldı. O zaman gösterilen gerekçeler, iki kıta arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak ve trafik sorununu çözmekti. Ama sorun, yıllar geçtikçe daha da içinden çıkılmaz hale geldi.

Çünkü köprüler trafiği azaltmıyor, aksine kendi trafiklerini yaratıyor.

Çünkü köprülerin taşıdıkları yolcu değil araç!

Birinci köprü açıldıktan bir yıl sonra:
Boğazı geçen insan sayısı yüzde 4 artarken
Boğazı geçen araç sayısı yüzde 200 arttı!

İkinci köprü açıldıktan sonra bugüne kadar:
Boğazdan geçen insan sayısı yüzde 170 artarken
Boğazdan geçen araç sayısı yüzde 1180 arttı!

Yolcuların yüzde 63’ünü taşıyan toplu taşım araçlarının köprü trafiğindeki payı yüzde 10
Yolcuların yüzde 37’sini taşıyan özel araçların köprü trafiğindeki payı yüzde 90

Özel araçların yarattığı trafik sıkışıklığını karşılamak için İstanbul Boğazı’na 2020 yılında 7 köprü, 2040 yılında 70 köprü yapılması gerek!  Köprülerle örtülmüş bir boğaz hayal edebilir misiniz?

Ben bir anneyim, çocuğum için 3. Köprü’nün yapılmasına karşıyım.

Trafiği çözmek istiyorsanız toplu ulaşımı arttırmanızı istiyorum. Trafiği çözmek istiyorsanız, bilinçli araç kullanımının yaygınlaştırılmasını istiyorum.

Köprü değil, sağlıklı yaşam ve çevre  için bilinçli toplum ve toplu taşıma istiyorum!

Sizleri 3. köprüyü engellemek ve daha iyi bir geleceğe sahip çıkmak için sosyal medya üzerinden yetkililere baskı yapmaya çağırıyorum.

Daha ayrıntılı bilgi için: http://www.spoist.org/dokuman/Raporlarimiz/spoist_3.koprurapor.pdf